Post Image
142

Düdüklü tencere ile imtihanım

İki gün önce okuldan yorgun argın çıkmış ve sonunda sıcak yuvama dönmüştüm. Kendimi kapıya yakın olan koltuğa atmamla, sırtımda ki çantanın yana kayıp beni koltuktan düşürmesi bir oldu. O kadar yorgundum ki, ertesi güne hazırlamam gereken İngilizce ödevim aklımda koca bir telaştı. Ödevi az yatsam da gece mi yapsam, falandı filandi diye uzandığım yerde düşünürken karnımın acıktığını hissettim. Karnım açsa, uyuyamazdım! Kalktım üzerimi değiştim ve mutfağa yöneldim. Hazırda yiyebileceğim bir şey yoktu. Sonra içime ilham gelmiş gibi “dur lan ben bi yemek yapayım şöyle şatafatlı bir şey olsun” dedim. Dolabı açtım ve eldeki malzemelere baktım. Sonunda bezelyeli, patatesli ortaya karışık bir şey yapmaya karar verdim. Karar verdim ve kararımı mutfakta bırakıp odama geri döndüm. Çünkü ben hiç bezelyeli, patatesli sulu bir yemek yapmamıştım! Neyse ki çevremde bu konularda fikir alacağım çok insanın olmasından dolayı içime bi rahatlama geldi. Telefon açıp anneme soracaktım ama annemin ” oğlum sen düdüklü tencereyle falan uğraşma patlar, çatlar” diyeceğini düşündüğümden dolayı memleketteki ev halkına bir telaş vermek istemedim. Telaş olurlardı. Çünkü oğulları daha önce hiç böyle kapsamlı bir yemek  girişiminde bulunmamıştı 🙂 . Önce arkadaşım Alpin ile görüştüm ve o, şunu şöyle yap bunu önce dök.. ilk direktifleri vermişti bile. Sonrasında işe koyuldum.  Patatesleri doğradım, soğanı küp küp kestim, dolaptan bezelyeleri çıkardım ve yıkadım, yağı düdüklüde kızarttım.. Her şey tamam görünüyordu ama düdüklüyü kapattıktan sonra ne kadar bekleyeceğim konusunda hala bir bilgim yoktu. Alpin söylemişti ama tarifi kafamda şekillendirecem derken, süre olayı birbirine girmişti. “Onu da başkasına sorayım” diye bi geçirdim içimden. Pişirme dakikalarını da öğrendikten sonra düdüklünün ağzı kapanmış ve dakikayı tutmuş odamda yatıyordum. Bir yandan da “düdüklü ne alaka? düdük gibi ötmeyene ne diyorlar acaba?” diye saçma sorularla günlük beyin jimnastiğimi tamamlıyordum.

Süre doldu ve merakla beklediğim düdüklü tencerenin ağzı nihayet açıldı. İçerisinde durumlar gayet güzel görünüyor ve burnuma güzel kokular geliyordu. Hızla tabağıma döktüm ve ilk kaşığı daldırdım tabağın içine (yazarken ağzım sulandı ya la). Bir kaç kaşık yedikten ve yemeğin tadından memnun kaldıktan sonra aklıma resmini çekmek geldi. Neyse ki bir günü daha böylelikle aç kalmadan kurtarmış olduk. Çok şükür bize bu nimetleri veren Allah’a.

patatesli bezelye yemeği

Yemeğin yapılışı; (internetten buldum)

5-6 adet orta boy patates
Yarım su bardağı taze bezelye
1 yemek kaşığı domates salçası
1 adet soğan
2 yemek kaşığı zeytinyağı veya diğer sıvı yağlardan da olur
1 çay kaşığı tuz
Yarım çay kaşığı pul biber
Yarım litre ılık su
Hazırlanışı:
Orta boy bir tencere içine yağımızı döküp soğanı da ince dograyıp pembeleşene kadar kavuruyoruz. Patateslerimizi güzelce yıkayıp ortadan ikiye ayırıp küp küp doğruyoruz. Kavrulan soğanların üzerine salçamızı ilave edip doğranan patatesleri karıştırıyoruz.Üzerine suyumuzu döküp kaşıkla malzemeyi çeviriyoruz. Üzerine bezelyelerimizi,tuz ve baharatımızı da attıktan sonra orta ateşte suyunun kaynamasını bekliyoruz suyu kaynayınca yarım ateşte 20-25 dk pişiriyoruz. Zaten patatesler buharın etkisiyle hızla pişecektir, bezelye de sebze oldugu için suyu görünce anında yumuşama yaparak şişecek ve yemeğiniz hazır olacaktır, afiyet olsun…

BENZER YAZILAR

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abone ol  
Bildir