Post Image
189

İslam Kalesi’ndeki truva atları

Arap Birliği, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki PKK kamplarına yönelik operasyonlarını kınamış. Kınayan kim? Arap Birliği mi? Peki…

2013 yılı Ramazan Ayı’nda Allah nasip etti ve Umre’ye gittim. Güzel insanlarla, güzel topraklara gitmek pahabiçilemezdi. Uçağımız İstanbul’dan havalanıp, Cidde’ye indi. Oradan Mekke’ye hareket ettik. Ardından Medine’ye…

Kutsal topraklarda birbirinden değerli insanlarla 10 gün kadar kaldım. Şüphesiz ömrümün en güzel günleriydi. İbadet ettik, kutsal mekanları ziyaret ettik. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in ayak bastığı topraklarda ibadet etmek beni heyecanlandırırken, cihan devleti Osmanlı’nın hizmet ettiği coğrafyalarda yürümek gururlandırıyordu.

Gittiğim her yerde Osmanlı’dan izler aradım durdum. Ecdadımız kutsal topraklara sahip çıkmış ve gereken hizmeti vermişti. O halde, kara trenin gürültüsü Medine’de duyulmasın diye raylara keçe döşetecek kadar ince düşünen bir devletin hizmetleri ve en önemlisi Peygamber Efendimiz’in emanetleri ne durumdaydı?

Osmanlı eserlerinin çoğu yok edilmiş ya da tahribe uğramıştı. Osmanlı imzası olan yapılar ortadan kaldırılıyor, yerlerine yeni yapılar dikiliyordu. Kimileri de bakımsızlıktan kullanılamaz duruma gelmişti. Tüm bunları yapanlar kimlerdi? 1.Dünya Savaşı’nda İngilizlerin desteğiyle ayaklanma çıkarıp, bağımsızlıklarını ilan edenler Araplar (Suud Aşireti) mıydı? 1865 yılında kurulan ve ilerde isyanı başlatacak Milliyetçi Arap örgütleri truva atımıydı? Araplar, kutsal emanetlere ve kendilerine hakettikleri değeri veren bir cihan devletini niye istemeyeceklerdi ki?

Aslında cevap vermek basit… Dünya üzerinde İslam Birliği’ni istemeyenler, Müslüman coğrafyalarına birer truva atı gibi girecek ve kaleleri içten fethedeceklerdi. Ümmet birliği oluşamayacak ve bir olamayan Müslümanlar küçük parçalara bölünerek yok edilmek istenecekti.

Kısmen başarılı da oldular. Müslüman topraklarında isyanlar çıkartıp, birlikteliklerinden kopartacak, yolda gördüğümüz siyah köpeklere “Arap” ismini taktıracak, Allah (c.c.)’ın “takvadan öte, hiçbir üstünlük yoktur” ayetini unutturup, birbirimizle ırk, mezhep kavgasına girecek, ekonomisi zayıf Müslüman topraklarında önce huzursuzluk çıkartıp sonra “barış getireceğiz” diye girecek kadar başarılı oldular.

Başladığımız yere dönersek; Arap Birliği, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki PKK kamplarına yönelik operasyonlarını kınamış. Kınayan kim? Truva atları…

Biz Peygamber efendimizin “sevin” dediği Arapları seviyoruz, Çanakkale’de sırtsırta savaştığımız Kürtleri, bize sığınan mazlum Suriyelileri, kısaca Dünya üzerinde her nerede Müslüman varsa hepsini seviyoruz. Bize kurulan tuzakların farkındayız ve artık oyuna gelmiyoruz. Biliyoruz ki Allah’ın yardımı birlikledir.

Ve şöyle bilinmelidir ki; kimse bu vatanın hakiki evlatlarını şehadetle korkutamaz! Şüphesiz, şehadet inananlar için Şeb-i Arûstur.

Allah (C.C.), çarşınıza pazar versin. Selametle…

(15 Ağustos 2015 | PUSULA Gazetesi kenar yazımdan alıntıdır.)

2
Kimler Neler Demiş?

avatar
1 Yorum
1 Cevap
0 Takipçiler
 
En çok tepki verilen yorum
En sıcak yorum dizisi
2 Yorum yapanlar
Kenar YazarıNizamettin Gümüş Son yorum yapanlar
  Abone ol  
Bildir
Nizamettin Gümüş
Ziyaretçi
Nizamettin Gümüş

Islâm Birliği yani Ittihad-ı Islâm, Müslümanların idare ettiği ülkelerin bir araya gelerek oluşturabileceği birşey değil. Bu zaten mümkün de değil. Neden mümkün değil? Iki farklı örnek vereyim. Malumundur Osmanlı, Islâm Birliği’ni tahsis etmişti. Bu durumun sebebi Osmanlının o dönemdeki en kuvvetli devlet olmasıdır. Parası kıymetli, askeri teknolojisi ileri vs. Yani ekonomik ve teknolojik olarak kuvvetli olanın diğerlerini gölgesine almasıdır. Mesela NATO. Nato birçok ülkenin bir araya gelmesiyle kurulmuştur ama baskın güç Amerika’dır. Amerika ne derse oluyor. Çünkü ana parayı Amerika karşılıyor. Teknolojiyi Amerika sağlıyor. Ne demek istediğimi anlıyorsun değil mi? Arap ligi, Arap birliği hatta Islâm Işbirliği Teşkilatı vs hepsi… Devamını oku »